TURAN DERGİSİ

Altaylardan Tunaya

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

“Çir Çayaan” Ekolojik ve Etnik Tiyatro Festivali

E-posta Yazdır PDF


Hakas Cumhuriyeti’nde İki Yılda Bir Düzenlenen Uluslararası “Çir Çayaan” Ekolojik ve Etnik Tiyatro Festivali

Timur B. Davletov

Rusya Federasyonu dâhilinde Sibirya’nın güneyinde bulunan Hakas Cumhuriyeti’nde iki yılda bir düzenlenen ve dünyanın dört bir tarafından sanatçı topluluklarının ilgi odağında bulunan Uluslararası Çir Çayaan Ekolojik ve Etnik Tiyatro Festivali sanat ile çevre korumacılığı anlayışının bir araya geldiği bir kültür ortamıdır.

Hakas Türkçesi’nde “Dünyanın Ruhu” anlamına gelen Çir Çayaan sözcükleri bu sanatsal etkinliğin anlam ve önemini daha anlaşılır konuma getirmektedir.

Günümüze kadar toplam beş kez düzenlenen bu festivalin en sonuncusu Temmuz 2008’de dünya tiyatroları ekolojik-etnik forumu olarak Hakas Cumhuriyeti’nin başkenti Abakan’da gerçekleşti.

Diğer Çir Çayaan festivallerinde olduğu gibi bütün kıtalardan katılımcılar Asya kıtasının kalbine doğru, dünyanın en büyük dördüncü su damarı olan Yenisey Irmağı’nın kıyılarına, Türklerin en eski beşiği olan Altay Dağları’nın eteklerine koştu.

5. Uluslararası Çir Çayaan Ekolojik ve Etnik Tiyatro Festivali İzlanda, Çek Cum., ve Finlandiya’dan Japonya’ya, İsrail, Kazakistan ve Türkiye’den ABD’ye dek toplam 12 ülkeden yirmiyi aşkın sanatsal topluluğa ve iki yüzü aşkın konuğa ev sahipliği yaptı.

Anılan festival gelenek, tarih ve ekolojiyi tiyatro sanatı ile kurduğu ahenkten kaynaklanan benzersizliği sebebiyle 2005 yılında Rusya Federasyonu Devlet Başkanlığı Kültür ve Sanat Konseyi tarafından ödüle ve parasal desteğe layık bulundu.

Moskova ve St. Petersburg’un önde gelen tiyatro eleştirmenlerine göre Rusya’da en iyi ve dünyada en iyilerden biri olan “Çir Çayaan” Festivali gerçekten de eşi benzeri bulunmayan bir organizasyon.

Bu yıl düzenlenen “Çir Çayaan” Festivali’nin ilk aşaması Hakas Cumhuriyeti’nin başkenti Abakan’daki sahnelerde gerçekleşirken, ikinci kısmı Hakas ülkesinin güneydoğusunda bulunan Abaza şehri civarında Hakas doğasının kucağında yapıldı. Özellikle festivalin bu ikinci kısmı koyu tayga ormanlarının içinde yer alan “Bagulnik” tatil köyünde geçtiğinden, böyle bir ortamda festival katılımcıları hem oyunlarını sergileyebildiler hem de sanatsal deneyimlerini paylaşma ortamı buldular.

Hakas Kültür Bakanı Svetlana Okolnikova ve takımının olağanüstü organizasyon enerjisi sayesinde beşinci kez düzenlenen Uluslararası Çir Çayaan Ekolojik ve Etnik Tiyatro Festivali iki yıl sonra, yani 2010 yılında sanat ve yaratıcılık dünyasına giden kapılarını yeniden açacak ve dünyanın dört bir yanından konukları Yenisey (Hakasça ‘Ana Çay’) ile Abakan (Hakasça ‘Ayı Kan’) gibi dev nehirlerin birleştiği yerde kutsal Altay ve Sayan Dağları vadisinde, Asya kıtasının tam yüreğinde tekrar toplayacaktır.

yesevî dergisi, sayı 194-Şubat 2010

 

Migration Patterns in Central Asian Populations

E-posta Yazdır PDF

American Journal of Human Genetics

Sex-Specific Migration Patterns in Central Asian Populations, Revealed by Analysis of Y-Chromosome Short Tandem Repeats and mtDNA 

Anna Pérez-Lezaun1, Francesc Calafell1, David Comas1, Eva Mateu1, Elena Bosch1, Rosa Martínez-Arias1, Jordi Clarimón1, Giovanni Fiori2, Donata Luiselli2, Fiorenzo Facchini2, Davide Pettener2 and Jaume Bertranpetit1

 

1Unitat de Biologia Evolutiva, Facultat de Ciències de la Salut i de la Vida, Universitat Pompeu Fabra, Barcelona

2Dipartimento di Biologia evoluzionistica sperimentale, Unità di Antropologia, Università di Bologna, Bologna

Received 7 December 1998; 
accepted 23 April 1999. 
Available online 23 December 2007.

 

Summary

Eight Y-linked short-tandem-repeat polymorphisms (DYS19, DYS388, DYS389I, DYS389II, DYS390, DYS391, DYS392, and DYS393) were analyzed in four populations of Central Asia, comprising two lowland samples—Uighurs and lowland Kirghiz—and two highland samples—namely, the Kazakhs (altitude 2,500 m above sea level) and highland Kirghiz (altitude 3,200 m above sea level). The results were compared with mtDNA sequence data on the same individuals, to study possible differences in male versus female genetic-variation patterns in these Central Asian populations. Analysis of molecular variance (AMOVA) showed a very high degree of genetic differentiation among the populations tested, in discordance with the results obtained with mtDNA sequences, which showed high homogeneity. Moreover, a dramatic reduction of the haplotype genetic diversity was observed in the villages at high altitude, especially in the highland Kirghiz, when compared with the villages at low altitude, which suggests a male founder effect in the settlement of high-altitude lands. Nonetheless, mtDNA genetic diversity in these highland populations is equivalent to that in the lowland populations. The present results suggest a very different migration pattern in males versus females, in an extended historical frame, with a higher migration rate for females.

Author Keywords: STR (see Short tandem repeat); Short tandem repeat; Microsatellites; Y chromosome; Central Asia; Uighurs; Kazakhs; Kirghiz

Devamını oku...
 

Olduvai, Kopenhag ve Küresel Faşizm

E-posta Yazdır PDF


Tarihçi yazar Ugo Bardi, Roma’nın yıkılışını
net enerji prensipleriyle açıklamaya çalışıyor(1). İddiasını kanıtlarken Joseph Tainter’a(2,3) atıfta bulunuyor.  İddianın özü kişi başına düşen kullanıma hazır enerji miktarındaki azalma ile ilgili.


Toplumumuzun karmaşıklığını, üretim araçlarının çeşitliliği ve üretkenliğini var eden, sanayi ve şehir olgularını ayakta tutan şey enerji. İnsanlar fotosentez yapamadığına göre bu enerji “dışarıdan” bir yerden gelmek zorunda. Bu kaynak, uzun süre fotosentez yapmış canlıların depoladığı enerjinin yoğunlaşmış hali olan fosil yakıtlar. Kullanıma sunulan paranın nüfusa oranı refahı belirlediği gibi, kullanıma sunulan enerjinin nüfusa oranı da paranın iş yapabilme gücünü, yani bütün doğal kaynakları işleme ve değer üretebilme gücünü belirliyor.

Bu kavram Olduvai Teorisi’nde işleniyor(4). Teoriye göre yıllık enerji kullanım miktarının dünya nüfusuna oranı, sanayi medeniyetinin sağlam, test edilebilir bir profilini çıkarıyor. Bunun nedeni Sanayi medeniyetini besleyen enerji esasen toprağı kazarak çıkardığımız madenlerden geldiğine göre, petrol-kömür-doğalgaz üçlüsünün çıkarılma ve tüketilme grafikleri, karmaşık modern ekonomimizin ve toplum düzeninin ömrünü tahmin etmemizi sağlayabilir. Bilimsel ve doğruluğu kesin olan verileri kullanarak ciddi ama bir o kadar da basit bir analiz sonucunda bu sürenin 100-150 yıl olduğunu tahmin edebiliyoruz. Bu da bize 21.yy ortalarına doğru karasaban, kerpiç ev, odun sobası medeniyetine kesin dönüş yapacağımızı gösteriyor. Azalan net enerji, medeniyeti ayakta tutan sanayi, ticaret ve tarım faaliyetlerinin aksamasına, dolayısıyla toplumları ve devletleri bir arada tutan dokunun zarar görmesine neden olur. Hepimizin bildiği gibi toplum içi ilişkiler yeterince bozulduğunda iç savaş, diplomasi bozulduğunda da savaş çıkar. Bu noktada sorulması gereken soru, üç asır öncesinin ilkel medeniyetine barışçıl yoldan mı, savaşarak mı döneceğimizdir. Aşağıdaki grafikte kişi başına enerji kullanımı oranının zirveyi çoktan geride bıraktığı açık olarak gözlenebiliyor.

Devamını oku...
 

TÜRK DÜNYASI’NIN JEOPOLİTİK ÖNEMİ

E-posta Yazdır PDF


TÜRK DÜNYASI’NIN JEOPOLİTİK ÖNEMİ
VE
BAŞLICA PROBLEMLERİ

Prof. Dr. Ramazan ÖZEY [1]

A. Türk Dünyası’nın Jeopolitik Önemi

1. Dünya Hakimiyet Teorileri ve Türk Dünyası

Yeryüzünün çok yönlü araştırılması demek olan jeopolitik, aynı zamanda Siyasi Coğrafya ile büyük ölçüde benzerlik gösterir. Zaten jeopolitiğin kurucusu sayılan Profesör Friedrich Ratzel (1844 - 1904), Münih ve Leipzig üniversitelerinde Siyasi Coğrafya hocalığı yapmış bir Alman bilim adamıdır. Ratzel diyor ki; “Devlet, bir hücreden meydana gelen bir organizmadır. Devlet, gelişme ve yayılmayı arzu eder. Devletin yayılmacı politikası, ilkel ve küçük devletleri dışarıdan istilâ yoluyla mümkün olur.”

Hatta Ratzel, daha da ileri giderek; “Bu küçük gezegende, sadece bir büyük devlet için gerekli yer mevcuttur.” diyerek, yayılmacı ve sömürgecilik ruhunu açıkça ortaya koymuştur. Bu görüş, öncelikle Almanya’da benimsenmiş ve daha sonra bütün Avrupa ülkelerinde kabul görmüştür. Sömürgecilik ruhunun doruk noktasına ulaştığı o günün Avrupası, Birinci Cihan Harbini yaşamıştır. Sonuçta, sanayi inkılabını da gerçekleştiren Avrupa’nın dünya hakimiyetine soyunduğunu görüyoruz.

Ratzel’in fikirleri, kendisinden sonra gelenleri büyük ölçüde etkilemiş ve çeşitli jeopolitik görüşlerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bunların başında Münih Üniversitesinde Siyasi Coğrafya ve Askeri Tarih dersleri okutan Karl Haushofer (1869 - 1946) gelir. 1924'de “Zeitscrift Für Geopolitik” dergisini çıkaran Haushofer; Devletin konum alanını, en önemli güç unsuru olarak görür. Görüşleri 2. Dünya savaşında, Hitler’in politikasında etkili olmuştur.  

Devamını oku...
 

Türk Tarihinin ve Geleceğinin Jeopolitik Çerçevesi

E-posta Yazdır PDF


Türk Tarihinin ve Geleceğinin
Jeopolitik Çerçevesi* 

Türkiye son oniki yılını yoğun bir bunalım süreci içinde geçirmiştir ve bu bunalım hâlen sona ermiş değildir. Bunalım, çok boyutlu ve yaşamın bütün alanlarını kapsayıcı bir niteliğe sahiptir. Türkiye, politik, ekonomik, sosyal, ahlâkî, kültürel, etnik ve askerî boyutları içeren bir krizden geçmektedir. Yaşanan kriz, devleti ve toplumsal yapıyı sarsmış, değerler sisteminde yıpranmalara neden olmuştur.

Krizin yarattığı en büyük tahribat, Türkiye Cumhuriyeti’nin yurttaşlarının beyinlerinde ve yüreklerinde meydana gelen tahribattır. İnsanımız, ülkesine, devletine, geleceğine ve kendisine olan güvenini yitirmektedir. Mevcut siyasal elit, genel yaklaşımı ile Türkiye’nin sorunlarını kendi yetenekleri ile aşmaya muktedir bir ülke olmadığı düşünce ve inancını savunmaktadır. Genel bir kötümserlik havası Türkiye’nin üzerini kaplamıştır.

Oysa, Türkiye’nin dar bir tarihsel perspektife sıkışmayıp, geniş bir tarihsel açıdan bakınca, gelecek için umutsuz olmaya, öz güvenini yitirmeye, küçük beklentilerin ve hedeflerin peşinde koşmaya hakkı yoktur.

Türk tarihi ve Türk tarihinin sahip olduğu jeopolitik, bu jeopolitik üzerinde oluşturulan Türk uygarlığı, her türlü kötümserliğin yanlış, haksız ve temelsiz olduğunu ortaya koymaktadır. Türk ulusu ile ilgili her türlü analizde akıllarda tutulması gereken temel husus, Türk ulusunun tarihin en kıdemli uluslarının başında geldiğidir. Bugün dünya milletler ailesinin birçok önemli mensubu, tarihin değil sujesi, objesi bile değilken, Türkler tarihin en dinamik unsurlarından, yön vericilerinden birisi olarak tarih sahnesindedirler.

Devamını oku...
 

DOĞU KÜTÜPHANESİ KİTAPLARI

E-posta Yazdır PDF


Doğu Kütüphanesi

  

ANADOLU TÜRKÜLERİ VE MUSİKİ İSTİKBALİMİZ

ANADOLU TÜRKÜLERİ VE MUSİKİ İSTİKBALİMİZ

MAHMUT RAGIP GAZİMİHAL

SAYFA: 220
EBAT: 13,5x21

Türkiye'nin batılı mânâda ilk musıkî bilginlerinden olan Mahmut Ragıp Gazimihal, 1900 yılında İstanbul'da doğmuştur. Babası Dr. Yusuf Ragıp Bey'dir. Kumkapı Fransız Koleji'nde başladığı öğrenimini Vefa Ortaokulunda sürdürmüştür. Ancak geçirdiği kazaya yüzünden tahsiline ara vermiş ve lise öğrenimini sonradan tamamlamıştır.
Küçük yaşta müzik ve halk bilimine ilgi duymaya başlayan Mahmut Ragıp Gazimihal, altı yaşından itibaren beş sene Türk Müziği çalışmış, daha sonra batı tekniği ile keman eğitimi görmüştür.
Müzikoloji ve folklor alanında değerli eserler bırakan Gazimihal, bütün kitaplarını hayatının son günlerine kadar Müzik Tarihi ve Nazariyatı öğretmenliği yaptığı Ankara Devlet Konservatuarı Kütüphanesi'ne bağışlamıştır. Ömrünü genel müzik bilimi, müzik tarihi, çalgı bilimi ve halkiyata adayan bu değerli müzik ve kültür adamı, 13 Aralık 1961'de, altmış bir yaşında, İstanbul'da Şehzedebaşı'ndaki evinde vefat etmiştir. Cenazesi ertesi günü Eyüp Gümüşsuyu Mezarlığı'ndaki aile kabristanına defnedilmiştir.
  

 

BAŞKOMUTAN ENVER PAŞA  BAŞKOMUTAN ENVER PAŞA 

KURT OKAY

SAYFA: 368
EBAT: 13,5x21

Enver Paşa'nın çocukluğundan, Manastır'da askeri okul yıllarında ''Genç Türkler '' hareketine katılmasına, Makedonya'da eşkıya takibinden, Trablusgarp savunmasına, Çanakkale savaşından, Edirne'nin kurtuluşuna ve şehit düştüğü Türkistan topraklarındaki son anına kadar bütün hayatıyla, buhranlı yılların en karanlık olaylarını Türkistanlı bir ilim adamı olan Kurt Okay 1932'de Almanca olarak yayınlamış. Türkçe’ye ilk defa çevrilip yayınlanan bu eser Enver Paşa'nın iç dünyası kadar, bu güne kadar bilinmeyen pek çok tarihi hadiseye de ışık tutuyor. 

 

Devamını oku...
 

İlber ORTAYLI Enderun Mektebi'ni anlatıyor...

E-posta Yazdır PDF


İlber ORTAYLI Enderun Mektebi'ni anlatıyor...




 

Osmanlı İmparatorluğu’nun “Saray Okulu” Enderun

E-posta Yazdır PDF

 

Evrensel ve Küresel bir güç olan Osmanlı İmparatorluğu, bu özelliğini donanımlı devlet adamı ve ordu mensuplarıyla elde etmiştir. Yetkin mülkiye, kalemiye, askeriye ve ilmiye için en önemli şart, ancak vasıflı bir eğitim ve öğretim ortamının teşekkülüyle mümkündür. Yükselme ve gelişme dönemi Osmanlısı, tüm sektörlerde olduğu gibi bilgi ve bilim seviyesinde en üst sınırlara ulaşmış bir yapıya sahiptir. Cihan devleti olmayı hazırlayan niteliklerin başında; ilim, bilgi, yetenek, liyakât ve disiplinin mükemmel bir şekilde harmanlandığı İmparatorluk “Saray Okulu” Enderun gelmektedir.


Yeni Bir Kültür Çevresinin Mensubu: Devşirme

Osmanlı devlet geleneğinin oluşmasındaki en köklü kurum, şüphesiz Enderun’dur. Farsça bir kelime olan Enderun, “iç kısım” anlamına gelmektedir. Enderun’un kadınlara yönelik olan muadil eğitim alanı ise Harem’dir.

Slav dillerinden başlayıp da Yunanca ve Arnavutça konuşulan bölgelerden gelen insanların, bir sarayın dili, üslubu ve icraatı çevresinde kenetlendiği ve bir araya geldiği merkez Enderun’dur. Burada yetişen kişinin, eski dili, dini ve kabilesi ile olan bağlantısı zamanla mesafelenir. Çünkü o, artık yeni bir kültür çevresinin mensubu olma yolundadır.

Enderun’a alınan çocuklar, Osmanlı’ya özgü bir sistem olan “devşirme” denilen bir yöntem ile seçilir ve istihdam edilir. Ancak bu ergenlik dönemi gençler, Enderun’a kabul edilmeden önce alt bir eğitim safhasından geçmeleri gerekirdi.

Hıristiyan aile çocukları içinden seçilen bu çocuklar, saray okuluna girmeden önce, Müslüman Türk ailelerinin himayesinde Türkçe’yi, İslâm inanç ilkeleriyle âdâp ve muaşerete yönelik uygulamaları öğrenirler. Akabinde Edirne, Galatasaray, İbrahim Paşa saraylarında bedenî ve ruhî yeteneklerini ilerletecek dersler ve usulleri ikmâl ederlerdi. Acemi oğlanları, eğitim ve öğretim sonucunda “çıkma” ismiyle ayrılarak değişik yerlerdeki askerî birliklere gönderilirler; üstün kabiliyetli gençler ise yüksek derecede bir eğitimi alması amacıyla Enderun’a kabul edilirlerdi.

Osmanlı yönetim anlayışında, devşirme denilen usul, sistemli bir geleneğin işaretlerini verir. Devşirmeyi gerçekleştiren en önemli şahıs devşirme emini, bu seçimi yaparken, tek çocuklu ailelerin ve tek oğlan çocuğu olan ailelerin mensuplarını devşirmez. Hatta devşirme için, köy ahâlisinin rızasının alınması toplumsal bir sözleşmenin dumura uğramaması için bir zorunluluktur.

Devşirmenin gerçekleştirildiği bazı bölgeler, son derece fakir ve gelecekleri için çok iyi fırsatların gözükmediği köyler olabiliyordu. Kafkasya, Arnavutluk veya İşkodra’nın dağlık coğrafyasından gelen çocukların yeterli beslenme, eğitim ve iş bulma imkânları çok güç bir durumdu. Böyle bölgelerde yaşayan aileler, çocuklarının istikbalinin kurtulması için devşirme eminini beklerlerdi.

Gönüllülük esasına dayanan devşirme, ailelerin onayı ve rızasıyla gerçekleşir. Asla çocuklar ailelerinden zorla kopartılma yoluna gidilmezdi. Devşirilen çocukların bir kısmı yeniçeri neferi olabildiği gibi, bazıları da Sokullu Mehmet Paşa ve Mahmut Paşa gibi devletin yönetiminde söz sahibi olan başvezir olabilmekteydi. 

Ulema ve özellikle çok yetenekli olan devşirme eminleri, devşirme için izin istedikleri aileleri “Çocuğunuzu verin. Müslüman olsun, bu sizin için de iyidir, bizim için de iyidir” diyerek ikna ederler. Meselâ devşirilmeden önce, Sokullu Mehmet Paşa, çok meşhur ve bilgili Hıristiyan bir ruhbanın çocuğudur, ancak sonraları çok iyi bir Müslüman olmuştur. Sistemin en dikkat çeken yönü de buradadır.  

Devamını oku...
 


Sayfa 5 - 7


Kimler Sitede

Şu anda 28 ziyaretçi çevrimiçi