TURAN DERGİSİ

Altaylardan Tunaya

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür
Anasayfa Türkiye Çalışmaları 2. Meşrutiyet Döneminde Beş Yıllık Programlar

2. Meşrutiyet Döneminde Beş Yıllık Programlar

E-posta Yazdır PDF

2. Meşrutiyet Döneminde  Beş Yıllık Programlar
Ve
1916 Yılındaki Balıkesir Beş Yıllık Sıhhiye Programı

Aydın Ayhan

“Fünf jaehrige Entwicklungsprogramme der 2.Konstitustion Aere des Osmanischen Reiches und das fünf jaehrige Saenitaerprogram der Stadt Balıkesir. Imfungstaetigkeiten gegen die Epidemien waren auch sehr wichtig. Für die Erziehung der Impfungsbeamten waren in İstanbul eine besondere Schule geöffnet worden. Auch für die Einschreibungen der Schüler waren einen “Impfungsschein” verlangt worden. ”

Kurtuluş Savaşından hemen sonra; Atatürk’ün ortaya attığı; “Vatan kurtuldu. Şimdi iktisadî esaretten kurtulma vaktidir. Çağdaş medeniyetlerin üstüne çıkmalıdır. Şimdi de yöneticiler, siyasiler ve halk bunun savaşını vermelidir.” düşüncesi büyük yankı bulunca “Nasıl yapmalı?" sorusuna cevap arayışları başladı.

1. İzmir İktisat Kongresi (17 Şubat-04 Mart 1923) ardından hazırlanan, 1. Sanayi Planı 1933 de uygulamaya konuldu. 2. Sanayi Planı ise 2. Dünya Savaşının çalkantıları arasında pek uygulanamadı.

 30 Eylül 1960 da yayınlanan “Devlet Planlama Teşkilatı Kanunu, 1961 Anayasası içinde de yer bulunca, teşkilatlanmaya gidildi. Böylece Türkiye, “ Beş Yıllık Kalkınma Planları” dönemine girdi.[1]  

Türkiye’de “Beş yıllık kalkınma Planları”nın aslı, 20.yüzyılın başlarına dayanmaktadır. 2.Meşrutiyet ile başlayan dönemde iktidara gelen İttihad ve Terakki Fırkası, otuz yıldan fazla süren “istibdad” yıllarında devletin baskıcı iç politikası ile adeta kaybolan sosyal hayatı, getirdikleri hürriyet” fikri ile, pek çok sosyal alanda, kurulan cemiyetlerle halk, çağdaş düşünce ve hayata hazırlanmış, çok ayrıntılı sosyal, eğitim, sıhhiye, nafıa, askerî ve sanayi projeleriyle[2] hızla bir aydınlanma çağına adım atmıştı.

Hükümet, 1914 yılı[3] başında yolladığı yazılarla, gelecek beş yıl için planlar yapmalarını,[4] Vilayetlerin icrası gerekli görülen teşebbüsleri ile ilgili programlarını Meclis-i Umumileri'ne tetkik ve tasdik ettirerek programlarını geniş bir açıklama ile beraber göndermeleri gerektiğini bildirdi.[5]

Vilâyetler ve livâlar tarafından hazırlanan bu programlar, İstanbul’da ilgili merciler tarafından inceleniyor ve uygun görülenler kabul edilerek hemen uygulamaya konuluyordu.

Bu planlara göre; bütün ülkede beş yıl içince yapılacak yolar, binalar, ziraat, hayvancılık, eğitim ve sağlık hizmetleri, getirilecek sular, açılacak kütüphaneler planlanıyordu.

Bütün projelerin mali kaynaklarının vilâyetlerin umumî bütçelerinden karşılanacak olması şartı, planları beş yıla yayarak hazırlayanların göz önünde bulundurdukları en mühim husus olduğundan, programların uygulanabilirliğini güçlendirmişti.

Sırasıyla; İzmit[6], Sivas[7], Çanakkale[8], Balıkesir[9], İstanbul[10], Kütahya[11], Teke(Antalya)[12], Adana[13], İçel(Mersin), Trabzon[14], Ankara[15], Maraş[16], Urfa[17], Niğde[18], Kudüs[19], Zor[20], Hüdâvendigâr(Bursa)[21], Kastamonu[22], Canik(Çankırı)[23], Mamuret-ül Aziz(Elazığ)[24], Bolu[25], Menteşe(Muğla)[26], Eskişehir[27], Haleb[28], Musul[29], Konya[30], Karahisar-ı Sahib(Afyon)[31], Kayseri[32], Aydın(İzmir)[33] gibi vilâyet ve livâlardan beş yıllık programlar geldi ve kabul edilerek uygulamaya konuldu.

“Harb-i Umumî” de denilen 1.Dünya Savaşı, bütün siyasî, malî ve sosyal dengeleri bozdu, aksattı. Olağanüstü hal sebebiyle, hükümet tarafından, vilayetlerin beş senelik programları içerisindeki fevkalade bütçelerinde değişiklik yapılamayacağı sadece bazı mektep binalarının inşası ile maaş ve diğer daimi masraflarının bütçeye konulabileceği kararlaştırıldığından, bu esaslara uygun programların bildirilmesi uygun olmayanların değiştirilmesi için iadesi gerektiği bildirildi.[34]

İttihad ve Terakkî Cemiyeti askerî tıbbiye öğrencileri tarafından ve (1) numaralı üyesi olan Ohrili İbrahim Temo’nun[35] ve önde gelen üyelerinin çoğunun hekim olmasından dolayı, parti içinde hekimler çok etkiydiler.

Cemiyet üyelerinin pek çoğunun, baskı döneminde Avrupa’ya kaçmış olmaları, oradaki çeşitli kurum ve hastaneleri görmüş, incelemiş olmaları, geri döndüklerinde ülkelerinin de ayni şekilde medenî olması konusunda hassasiyet göstermelerine sebep olmuştu.

Beş yıllık programlar çerçevesinde, sıhhiye programlarının hazırlanması ve uygulanması, parti içindeki hekimlerin de etkisiyle, hemen yürürlüğe girmiş, hazırlanan programlar üzerinde çalışmalar çok akılcı bir şekilde uygulanmaya başlanmıştı.

Hazırlanan beş yıllık programlar, İstanbul’a, ilgili nezarete gönderiliyor ve burada ilgili komisyonlarda görüşülerek, ya aynen kabul ediliyor, ya da değişiklik önerileriyle geri gönderiliyordu.[36] Zaten yapılması gereken hizmetlerin (bazı bina ve seyyar veya sabit karantina-hane gibi) bu programa alınmamasına dikkat ediliyordu.[37] Ama, olmayan yerlerde hastane, dispanser ve yeni müesseseler gibi binaların yapılmasına izin veriliyor[38], gerektiğinde umumî bütçeden yardım ediliyordu.[39]

Bazı beş yıllık programlarda, yapılacak tesis ve binalar, diğer nezaretleri de ilgilendirdiği için, bu programlar hakkında o nezaretlerin ilgili kurumlarından da bilgi ve mütalaa isteniyordu.[40]

Bazı durumlarda, vilâyetler kendi yaptıkları programların uygulamalarında aksaklık veya zorluk çıktığını görünce, programlarını değiştirmek istiyorlardı. Bu değişiklikler genelde kabul edilmiyordu. Ancak değişiklik yeni bir şeyler yapma üzerineyse kabul ediyordu.[41]

Çeşitli şehirlerden gelen beş yıllık sıhhiye programlarında değişiklikler yapılmıştı. Meselâ İstanbul’un beş yıllık programında gösterilen doğumhane ve tecrit-hane yapılması teklifi, bütçede kısıtlama yapılması için kabul edilmemişti.[42]

Genel olarak, program içinde yer alan tecrit-hane ve karantina-hane binaları inşaatları da, dar’ül aceze ve dispanser daha gereklidir, denilerek, planlarda değişikliklere gidilmesi istenmişti.[43]

Tecridhane ve karantina istasyonları gibi idare-i hususiye tarafından yapılamayacak bazı tesislerin de 1918 yılında yapılması öngörülen “İkinci Beş Yıllık Program”a bırakılması ve programlarda buna göre değişiklikler yapılması istenmişti.[44]

Fakat, yollanan programların, daha sonra ortaya çıkan fevkalade durum dolayısıyla tam olarak uygulanmasının mümkün olmadığı anlaşılınca, yoğun istek üzerine vilâyetlere, yapılması istenen değişikliklerin, hemen yapılarak bildirilmesi ve programın tatbikine geçilmesi bildirilmişti.[45]

İttihatçıların önde gelen liderlerinden ve ilk kurucu beş kişi içinde bulunan Dr.Mehmed Reşid Bey, 1913 yılında Balıkesir’e mutasarrıf(vali) olarak tayin olunca, yaptığı ilk çalışmalardan birisi de burada “Hastane-i Umumî” adı verilen, yeni ve modern bir hastanenin temelini atmak olmuştu.[46]

O yıllarda, bugün pek rastlanmayan verem, sıtma, çiçek, tifo, tifüs, frengi gibi hastalıklar salgın halinde Türk halkını kemiriyor, perişan ediyordu. Bunlarla mücadele edilmesi gerekiyordu.

Bir şekilde bu hastalıklarla mücadele etmek ve hastalıkları yenmek, salgınları önlemek, hastalıkları önlemek gerekiyordu. Hazırlanan beş yıllık programlar bu esaslara göre düzenlenmişti.

Beş Senelik Balıkesir Sıhhiye Programında çok dikkati çeken bir madde de, hemen her yıl, İstanbul’a “kabele namzedi”(ebe) yollanmasıydı. Doğum sırasında hijyenden hiç haberi olmayan cahil ebeler tarafından yaptırılan doğumlarda, çocuk ve anne ölülerinin dikkati çekecek derecede yüksek olası, sağlıklı doğumların ancak eğitilmiş ebeler tarafından yaptırılabileceğini bilen hekimler, bu sağlık programına, ebe namzetlerini İstanbul’daki okula gönderiyordu. Bu ebe namzedi kız öğrencilerin bütün masrafları  vilâyet tarafından karşılanmaktaydı.

Balıkesir ve çevresi de bütün bu hastalıkların kol gezdiği, büyük tahribatlar yaptığı bir bölge idi. Balıkesir’de hazırlanan ve  “Meclis-i Umumi-i Liva” da müzakere edilerek, İstanbul’a “Hükümet”e gönderilen beş yıllık program, önce bu mecliste verilen önergeler tartışılarak karara bağlamıştı.

Balıkesir’de çıkan “Karesi” gazetesi koleksiyonlarında bulunan haberleri okuduğumuzda, özellikle 1915 yılı programında önerilen maddelerin bütün olumsuz harp koşullarına rağmen, bir şekilde gerçekleştirildiğini görüyoruz.

Balıkesir “Meclis-i Umumî-i Livâ”sında görüşülüp kabul edilerek 15 Mart 1915 tarihli Karesi Gazetesinde yayınlanan beş senelik sıhhiye programı:[47]

 

Meclis-i Umumî-i Livâ Müzakeratı:

Beş Senelik Sıhhiye Programı

(1)331 (Senesi)

  • “Balıkesir Hastane-i Umumîsi” inşaatı ikmal edilecektir.
  • Balıkesir Hastanesine bir “frengi pavyonu” ilâve edilecektir.
  • Belediyesi olmayan nahiyeler için dört “aşı memuru” tayin olunacaktır.
  • Balıkesir ve Edremid için, iki “tebhir makinesi” celb ve mübayya edilecektir.
  • Edremid ve Bandırma’da birer hastane tesis olunacaktır.
  • Erdek’e isale edilecek “Kaynarca suyu” keşfiyatı için  mütehassıslar celb edilecektir.
  • Burhaniye’ye isale olunacak sular, demir borular içerisine alınacaktır.
  • Balıkesir kasabasına su celbi için, teşbişatta bulunulacaktır.
  • Dersaadet “Kabele Mektebi”ne on talebe gönderilecektir.
  • Merkez Liva Hapishanesi’ne “Tefridhane” tesis ve inşa edilecektir.

(1)332(Senesi)

  • Gönen,Balya,Erdek,Ayvalık kazaları merkezlerinde birer hastane tesis edilecektir.
  • Yeniden on kabele namzedi gönderilecektir.

(1)333(Senesi)

  • Burhaniye,Sındırgı kazalarında birer hastane tesis edilecektir.
  • On kabele namzedi gönderilecektir.

(1)334(Senesi)

  • Balıkesir’de bir “Bimarhane” tesis edilecektir.
  • On kabele namzedi gönderilecektir.

(1)335(Senesi)

  • On kabele namzedi gönderilecektir.

 

Yukarıda yazılı “Beş Senelik Sağlık Programı”nın malî programı da gene Balıkesir “Meclis-i Umumî-i Livâ”sında şu şekilde programlanmıştı:[48]

331 Senesi

24 000 kuruş      Balıkesir Hastanesi’ne müdür ve Operatör maaşı

3 000 kuruş      Tabib-i sanî(Belediye tabibine ilâve memuriyet)

1 200 kuruş       Eczacı (Belediye eczacısına ilâve memuriyet)

5 400 kuruş       üç hademe maaşı

1 800 kuruş       bir çamaşırcı

2 400 kuruş      bir aşçı

3 600 kuruş      kırk karyola

3 600 kuruş     yatak levazımatı

1 500 kuruş     mutfak takımı

500 kuruş     çamaşır takımı

25 000 kuruş   alet ve edevat-ı fenniye ve teferruatı

24 000 kuruş    levazım-ı tesisiye ve mefruşatı

50 000 kuruş    mekûlat (yiyecek)

5 000 kuruş   muâlece bedeli (ilâç)

500 kuruş   müteferrika

100 000 kuruş  Balıkesir Hastanesi ikmal inşaatı

50 000 kuruş    Balıkesir Hastanesi’ne “Frengi Pavyonu” ilâvesi

19 200 kuruş   Dört aşı memuru maşatı ve harcırâhı

Bir memur Giresun, İvrindi, Korucu nahiyelerine

Bir memur Şamlı, Kayalar, Orhanlar nahiyelerine

Bir memur Taban, Agunya nahiyelerine

Bir memur Gölcük, Çorum nahiyelerine

10 000 kuruş   Edremit’e bir tebhir makinesi (etüv makinesi)

10 000 kuruş   Balıkesir’e bir tebhir makinesi

27 000 kuruş   Merkezden üç, kazalardan yedi olmak üzere, Dersaadet’e gönderilecek on

Kabele nemzetleri için

30 000 kuruş   Edremit’te tesis edilecek hastaneye

30 000 kuruş  Bandırma’da tesis edilecek hastane için

 

331 senesi yekûnü       437 800kuruş

288 200 kuruş   karyola, yatak, mutfah takımı, çamaşırcı, alet, edevat, tesis, tebhir makineleri,

İnşaat bedeli olarak 332 senesine tenzil olarak gelen

149 600 kuruş   332 senesine devr olunan

 

332 Senesi

30 000 kuruş    Gönen’de hastahane

30 000 kuruş    Balya’da hastahane

30 000 kuruş    Erdek’te hastahane

30 000 kuruş    Ayvalık’ta  hastane

20 000 kuruş    Burhaniye ve Edremit’e tebhir makineleri

4 800 kuruş     Edremit hastanesi doktoru (Belediye doktoruna ilâve memuriyet)

3 000 kuruş     Edremit hastanesine baş hademe

1 800 kuruş     Edremit hastanesine ikinci hademe

2 400 kuruş     mahrûkat(yakacak) ve müteferrik

3 600 kuruş     muâlece

15 600 kuruş    Bandırma için ayni masarıf

28 000 kuruş    On kabele masarıfı

15 000  kuruş    elli yatak için ma’kûlat-ı levazım tesisiyesi

5 000  kuruş     muâlece bedeli

12 000 kuruş    bir tabib-i dahilî

4 800 kuruş    iki hademe

 

429 600 kuruş  332 senesi yekûnü

155 000 kuruş 332 senesinde tenzili lâzım gelen

274 600 kuruş  333 senesine devr olunan

 

333 Senesi

30 000 kuruş Burhaniye hastanesi inşaatı

30 000 kuruş Sındırgı hastanesi inşaatı

62 400 kuruş Erdek, Balya, Ayvalık hastanelerinin memurîn maaşatıyla masarıf-ı daimesi

7 200 kuruş  Balıkesir Hastanesi eczacı maaşı

27 000 kuruş  On kabele masarıfı

 

371 200 kuruş  333 senesi yekûnü

60 000  kuruş  334 senesinde tenzili lâzım gelen

371 200  kuruş  334 senesine devr olunan

 

334 Senesi

15 600 kuruş  Burhaniye Hastanesi maşatı

15 600 kuruş  Sındırgı Hastanesi maşatı

5 000  kuruş  Balıkesir’de inşa olunacak bîmarhane

27 000 kuruş  On kabele masarıfı

429 400 kuruş 334 senesi yekûnü

50 000 kuruş 335  senesine tenzil olunacak olan

429 400 kuruş  335 senesine devr olunan

 

335  Senesi

4 800 kuruş   Bîmarhane için iki hademe

27 000 kuruş  Bîmarhane için ma’kûlât

10 000 kuruş  Bîmarhane için tesisat

27 000 kuruş  On kabele masarıfı

 

Hülâsa

437 800  kuruş   331 senesi

429 600 kuruş    332 senesi

431 200 kuruş    333 senesi

479 400 kuruş    334 senesi

498 200 kuruş   335 senesi

2 276 200 kuruş  Beş senelik  sıhhiye yekûnü

 

1916 Ocak ayında yapılan(07 Kanunsanî 1331- 20.01.1016) Balıkesir “Meclis-i Umumî-i Livâ” toplantısında[49] yapılan görüşmelerde, bazı kalemlerde ödemeler, “hal-i hâzırda”ki vaziyetten dolayı  red edilmiş, ama yeni bazı kalemler eklenmişti.

Gönen, Balya, Sındırgı ve Burhaniye’de tesisi edilecek yeni dispanserler için teklif edilen 50 800 kuruş – bütçenin darlığı sebebiyle – kabul edilmemişti. Ama 30 000 kuruş ödenek ayrılan Ayvalık ve Edremit hastaneleri inşaatları devam ediyordu.[50]

Mevcut hastanelerin yaralı askerlerle dolunca, tedavi edilen yaralı askerler için Erdek’te Zeytinli Adası’nda bir “nekahathane” de açılmıştı.[51]

Sağlıklı doğumlar yaptıracak olan fenni ebelerin eğitilmesi için İstanbul’a “Kabele Mektebi’ne gönderilmesi için gene on kabele namzeti için “ücret ve harcırah masrafı” için ayrılan 27 000 kuruş kabul edilmişti.

Programda olmadığı halde, lüzumuna binaen, sıtma mücadelesi için “kinin kompirmesi” alınmasına 20 000 kuruş tahsisat ayrılmıştı.

Ebe mektebine ilk defa namzet talebe arandığı zaman, bütün uğraşmalara, teşviklere rağmen ancak sekiz ebe bulunabilmişti.[52] Ancak 1916 dan itibaren, halk tahsilli ebelerin kıymetini anlayınca bu aday talebe bulma sıkıntısı kalkmıştı.

Bütün iyi niyetli çalışmalara rağmen, harp yıllarında büyük bir kıtlık hüküm sürüyordu. İki buçuk milyona yakın üretici nüfus silâh altına alındığından, tarım durma noktasına gelişti. Bunlar askere alındıkları gün, devletin birikmişlerini tüketmeğe başlamışlardı. Üstelik 1910 dan itibaren, Anadolu “kızıl çekirge felâketin” düçâr olmuş, birkaç yıldır, köylü ürün kaldıramamıştı. Halk açtı.

Devlet yetkilileri; bir yerlerden buldukları tahılı getirtmek için vagon bulamıyorlardı. Balıkesir Valisi 1916 da Balıkesir’e ancak bir vagon tahsis ettirebilirken, Bandırma’da bir kişiye kırk vagon tahsis ettirilebiliyordu.[53] Bu da kamu vicdanını rencide ediyordu.

 

Sağlık Çalışmaları

İttihad ve Terakki Fırkası ilk olarak askeri tıbbiyeliler tarafından kurulmuştu. Bir numaralı üyesi Dr. İbrahim Temo idi. Kurucuların çoğu zaman içinde Sultan’ın “hafiyeleri” tarafından sıkıştırılınca Avrupa’ya kaçmış, orada modern tıp laboratuar ve hastanelerini görmüş veya oralarda çalışmıştı. Bu yüzden parti iktidara gelince tıbbi alanda mühim çalışmalar yapıldı.

Çoğu Tıp Fakültesi bünyesinde önceden de var olan sağlık ile ilgili kurum, laboratuar ve enstitüler canlandırıldı. Bazıları da yeni kuruldu. Bunlardan bazıları: Bakteriyolojihane-i Osmanî, Osmanlı Aşı Enstitüsü, Sıtmahane, Kuduzla Savaş Enstitüsü, İstanbul Şehir Desinfeksiyon Enstitüsü, Tophane Desinfeksiyon Enstitüsü, Zührevi Hastalıklar Hastanesi gibi kurumlara ciddi yatırımlar yapıldı.[54] Bunların çoğunda Alman bilim adamları görev yapıyor, Türk görevlileri yetiştiriyorlardı.

Ayrıca İstanbul’da vuku bulabilecek salgın hastalıkların önlenmesi açısından desinfeksiyon için eski ve yeni atık su(lağım) kanallarının planlanması yapıldı ve “Şehremaneti” tarafından hemen uygulamaya konuldu.

Gerek bir türlü önü alınamayan salgın hastalıklar, gerek sefalet ve cehalete dayalı hastalıklar Anadolu halkını yiyip bitiriyor, insan kaynaklarını tüketiyordu.

Çağdaşlığı(muasırlığı) yakalamanın en önemli hareketlerinden birsi de şüphesiz sağlık yatırımlarıydı. Anadolu’nun Ayvalık, Bandırma, Edremit gibi büyükçe kasabalarında yeni hastaneler kurulmağa, yaptırılmağa başlandı.[55] Gönen, Balya, Sındırgı, Burhaniye gibi biraz daha küçük kasabalara da dispanserler açılması için çalışılmağa başlandı.[56]

Hatta Erdek’te yeni bir hastane ile birlikte bir de nekahathane yapılıyordu.[57]Bu hastane ve dinlenme yerlerinin savaş sırasında arttığını görüyoruz.

Bazı hastalıklarla mücadele özellikle sağlıklı nesiller yetiştirilmesi bakımından son derece önemliydi. Frengi salgını Anadolu’yu kırıp geçiriyordu. Çanakkale Savaşları sırasında Balıkesir’e getirilen yüzlerce yaralıya hizmet veren “Memleket Hastanesi”nde ayni anda bir de “frengi pavyonu” açılmak istenmesi, oldukça düşündürücüdür. Kepsut’a bir “frengi tabibi” görevlendirilmiş, Karesi Sancağı 1915 Meclis-i umumi toplantılarında “Muallimlerin köylerde frengi ile mücadele etmesi” kararı alınmış[58],Memleket hastanesine acilen bakteriyolog, kimyager, hıfz-ı sıhha mütehassısı ve aşı memuru alınması yoluna gidilmişti.[59] 1917 den itibaren evlenecek çiftlerden “Frengi hastalığı yoktur.”diye “Sıhhiye Muayene Varakası” istenmesi de önemli bir noktadır.[60]

Frengi tedavisinin, zor olması ve uzun sürmesi, ve çevreden tepki alınması, hastaları kendi istekleriyle tedavi almak istemelerini bazı durumlarda güçleştirmekteydi. Özellikle geçimleri fuhuş olan kadınlar tek gelir kaynaklarını kaybetmemek için tedaviden kaçmakta, bu da hastalığın yayılmasını önüne geçilmez hale getirmekte olduğundan devlet farklı bir önlem aldı. Erdek kazası Paşalimanı adasına “Frengi Hastanesi” açtı. Frengili kadınlar buraya gönderiliyorlar, adadan kaçamadıkları için tedavilerinin sonuna kadar burada kalmak zorunda kalıyorlardı.[61]

Hem halka hem orduya büyük kayıplar verdiren salgın hastalıklarla mücadele etmek için merkezlerde ve ordunun geçtiği ve konakladığı yol güzergâhlarında ve salgın hastalıkların vuku bulduğu yerlerde “seyyar karantina istasyonları” kurduruluyordu.[62] Ayrıca Yaralıların tedavi gördüğü hastanelerde “tefridhane”ler kurulmuş,”tebhir ve etüv makineleri” getirilmişti.[63] Bunlardan başka cephede askerler için “sahra etüvleri” bulunuyordu, bunlarda cephe gerisine dinlenmeye alınan banyo yapan askerin giysilerini bitten temizliyordu.[64]

Harp yıllarında erkeklerin askere alınmasıyla gittikçe büyüyen, çaresizlik, açlık, hastalık, parasızlık, kimsesizlik, ırza tasallut, oğul veya eşi kaybetme gibi sebeplerle, özellikle kadınlar arasında akıl hastalıkları son derece artmıştı. Karesi Sancağı 1331(1915) senesi Meclis-i Umumi Müzakeratı sırasında Balıkesir’de bir de “Bimarhane”(akıl hastanesi) açılması teklifi tam o zamanda Çanakkale Cephesinden çok sayıda yaralının gelivermesi üzerine red edilmişti.[65]

Harp meydanlarında mecrûh ve zayif düşen evlâd-ı vatana tedavigâh ithaz ve idare-i hûsusiye namına düşen ve yazdıkları kâmilen bu günden olmak üzere seksen kişilik takın ahzar ve telsim olunan bu müesses-i hayriyenin..”[66] denilerek artık her şey yaralılar için açılan hastanelere yönlendirilmişti.

İstanbul Tıp Fakültesi bünyesinde açılan “Kabele Mektebi”(Ebe Okulu) ülkenin her tarafında ilgi gördü. Vilayetler kendilerine ayrılan kontenjanlar dahilinde istenilen şartları taşıyan hanımları bütün masrafları Vilayet tarafından karşılanmak üzere bu okula yolluyor, burada en son fenni bilgiler almış ebeleri il dahilinde istihdam ediyordu.[67]

Doğum sırasında çocuk ve anne ölümlerinin eğitimsiz, cahil ebeler tarafından olduğunun farkına varan kasaba ve nahiyeler sürekli eğitimli ebe istiyorlardı.

1915 yılı başında toplanan Karesi Sancağı Meclis-i Umumisi sağlık işlerinin belli bir program dahilinde yürütülebilmesi için hedefler belirlemişti. Hazırlanan “beş yıllık plan” her ne kadar daha sonraki yıllarda harp şartları altında tam olarak uygulanamadıysa da bu beş yıllık planın mühim hedefleri bulunuyordu.[68]

 

Meclis-i Umumi-i liva Müzakeratı

5 yıllık sıhhiye komisyonu planı

1331 senesi  - Hastanenin tamamlanması ve bir frengi pavyonu açılması. Belediye olmayan nahiyelerde vazifelendirilmek üzere dört aşı memuru alınması, yeniden on kabele namzedi seçilmesi(30 yaşını aşmamış olacak), Ayvalık, Bandırma, Kemer(Burhaniye), Edremit, ve Erdek’e birer hastane açılması.

1332 senesi ve diğer yıllar farklı kazalara hastane ve her yıl yeniden İstanbul’a 10 kabele (ebe) namzedi gönderilecektir.

 

Bu programda dikkati çeken husus hastanelerin vilayet bütçesinden yaptırılacak olması ve ebelik tahsili için İstanbul’a gönderilecek olan hanımların masraflarını vilayet bütçesinden, bir bakıma mahalli imkânlarla karşılanıyor olmasıdır.

Belediyeler o yıllarda da hizmetlerinin en mühim kısmının “sağlık” olduğunun farkındadır. Aşı hizmeti gören belediye hekimleri ve sağlık memurları dışında belediye olmayan yerler için “gezici aşı memurluğu” tesis edildiği görülmektedir.

 

Salgın Hastalıklar ve Aşı Faaliyetleri

Anadolu’nun yüzyıllar boyu ihmal edilmiş olmasının getirdiği en büyük sıkıntı salgın hastalıklardır. Asırlardır Anadolu’yu yiyip tüketmiştir.

İnce hastalık denilen verem, sıtma, frengi, bel soğukluğu, çiçek, kellik ve uyuzluk Anadolu’da “milli hastalık” diyebileceğimiz olağan hastalıklardı. Ama “çiçek, tifo, tifüs, kolera” gibi hastalık salgınları orduları bile tüketmekteydi. Zaman zaman zuhur eden bu hastalıklar bazen önü alınamayarak büyük kayıplara sebep oluyor, bazen de bilimin ve tıbbın gerektirdiği yerinde alınan tedbirlerle kısa sürede önlenebiliyordu.

Bizde aşılama faaliyetlerinin başlama tarihi oldukça eskidir. 1846 da Tıbbiye Mektebi için “nebatat ve madeniyat numuneleri” toplamak için Bursa’ya gelen “Ustanova” isminde birisi, burada halâ aşılanmamış çocukları da aşılaması içi de yardımcı olabileceği Hüdâvendigâr Vilâyetine bildirilmişti.[69]

Mesela; 1852 de “Ankara ve Çankırı’da Tıbbiye Mektebi’nden şahadetnameli Mehmed Nuri Efendi çocukları aşılamağa memur edildiğinden kendisine maaş ve iki nefer erzak tayinatı” yapılmıştı.[70] Bu belgede ismi geçen kişi, Tıbbiye Mektebinde “aşıcılık” mektebine devam  etmiş, buradan bir “şahadetname” almış ve aşı tatbiki için görevlendirilmişti.

“Telkıhhane-i Şahane”(Aşıhane)deki “Aşı Mektebi”nden “aşı ilmine vakıf aşıcılar” ancak buradan aldıkları “şahadetname” ile aşıcılık yapabiliyorlardı.[71]

1870 lerden itibaren Memalik-i Âlî Osman’ın bütün okullarında aşı tatbiki zorunlu hale geldi. İlkokulu(Sıbyan Mektebi) bitirip de ortaokula(Rüştiye’ye) gidecek olanlardan diplomalarında (şahadetnamelerinde) bulaşıcı hastalıklarının olmadığı ve aşılı oldukları belirtiliyordu.[72]

Özellikle; çiçek ve difteri aşılarının tatbiki hususunun üzerinde duruluyor, aşı yapıldıktan sonra, aşının tutup tutmadığı kontrol ediliyor, tutmadıysa bir kere daha aşı yapılıyordu.[73] Aşı tatbik edilen öğrencilere bir “aşı şahadetnamesi” veriliyor, bu belge okulda öğrencinin dosyasında tutuluyor, bir şekilde öğrenci okuldan başka okula naklolursa, aşı olduğuna dair verilen “şahadetname” gideceği okula ibraz edebilmesi için kendisine geri veriyordu.[74]

“Aşıcılık” eğitimi alanlara, ayrı bir kursta, temizlik ve hijyene riayet ederek, fenni sünnet yapma usullerini öğrendiklerine dair,“sünnetçilik şahadetnamesi”de veriliyordu.[75]

1914 Haziranında Balıkesir ve köylerinde ortaya çıkan “tifüs”[76]salgını ve 1917 de Bandırma’da ortaya çıkan “kolera”[77]salgını doktorların hemen olay yerlerine gönderilmeleri ve karantina uygulamaları ile fazla büyümeden engellenebilmişti.

Hastalıkların tıbbî tedbirlerle önlenmesi kadar halkın aydınlatılması ve eğitilmesi de son derece mühimdi. O tarihlerde “vilayet gazeteleri” mahiyetinde olan il gazeteleri bütün köylere gönderiliyor, imamlar vasıtasıyla toplanan köylüye okunuyor, onları dünya ve devletin ahvali hakkında bilgi edinmeleri sağlanıyordu.

Bu gazetelerin mutlaka okunan bir kısım da tıbbi bahisler olmaktaydı. Mesela: Karesi Gazetesi’nde Balıkesir merkez tabibi Mukbil Bey “Bulaşıcı Hastalıklar, Çocuk hastalıkları, Diş hastalıkları, Çiçek Hastalığı, Frengi, Belsoğukluğu, Tifo,Tifüs,Uyuz,Verem….”[78] Başlıkları altında seri yazılarla anlayabilecekleri bir dil ile halkı aydınlatmağa çalışıyordu. Ayni şekilde “Sıtma Merkez Tabipliği” de hazırladığı bir “risale”(broşür)[79]ile sıtma konusunda halkı bilgilendiriyordu.

Salgın hastalıklara karşı en mühim tedbir tabi ki ”aşı” tatbiki idi. Bu aşılar İstanbul’da üretiliyor, Memalik-i Âlî Osman’ın her tarafına gönderiliyordu. Ordudaki bütün askerlere aşı tatbik edildiği gibi[80] halka da büyük bir kampanya ile aşı yapıldı. Sadece Balıkesir’de 1914 yılının son üç ayında 29.334 kişiye[81],1915 yılı Mart, Nisan, Mayıs aylarında 8799 kişiye[82] tifo ve kolera aşısı yapıldı.

Bununla da yetinilmedi; hapishanedeki mahkûmlara[83], hattâ çeşitli cephelerde esir edilip Balıkesir Üsera Kampında kalmakta olan esirlere bile aşı tatbik edildi. Bu kadar çok aşı üretebilen “Osmanlı Aşı Enstitüsü”nün isimsiz kahramanlarına hayranlık ve minnettarlık duymamak elde değil. Aşı memurları da çok özverili çalışmaktaydı. Beş yıllık programa uygun olarak “aşı memurları” tayin edilmiş ve hemen işe başlatılmıştı.[84]

“Balat nahiyesinde çiçek hastalığı zuhur ettiği, nahiye müdürlüğünden bildirilmiştir. Merkez livadan bir aşı memuru hemen gönderilmiştir. Ayrıca şehrimizde mevcut Rum muhacirlere tifo aşısı yeniden tatbik edilmiştir.”[85]

Sıtma yüzyıllar boyu Anadolu halklarının temel hastalığı idi. Antik Efes’in sıtma yüzünden battığı söylenmektedir. Aşısı yoktu ve sivri sinekten bulaştığı bilinmekteydi. Bunun için farklı tedbirler düşünüldü ve çevredeki bataklıkların kurutulması gündeme gelinde gereken yapıldı.[86] Balıkesir’de Tepecik Deresi kenarındaki bataklık kurutuldu.  Bataklıkların kurutulması işlerinde “amele taburları” ve “işe yarar mahkumlar” kullanıldılar.[87]

Bütün bunları yanı sıra sıtmaya yakalanmış olanlar için de yurtdışından “sulfato kompirmeleri” getirtilip hastalara dağıtılıyordu.[88]

Sıhhiye Dairesi’nin bütün bu sıkıntılar içinde uğraştığı bir başka konu da “çevre kirliliği” idi. Ülkede pek fabrika yoktu. Ama Balya madenleri o zamanki şartlarda çevreye önemli ölçüde duman ve zehirli atık veriyordu. Burada, Mancınık köyünden çıkarılan kömürden elde edilen elektrikle simli kurşun işleniyordu. Çıkan zehirli dumanlar sadece insanlara ve hayvanlara değil, orman ve ekili araziye de zarar veriyordu. Bunun dikkate alınması için Balıkesir Valiliği tarafından Ticaret ve Ziraat Nezaretine yazılar yazılmış, tedbir alınması istenmişti.[89]

Seferberlik başlar başlamaz ülkenin her tarafından belli bir yaşta olan hekimlerin orduya alınmalarının meydana getirdiği boşluğu bir ölçüde azaltmak için “seyyar doktorluk” ihdas edilmiş, bu doktorlar, yanlarına yeteri kadar ilaç da alarak şehir, kasaba ve köyleri gezip, sağlık taramaları yapmışlar, ve halka aydınlatıcı bilgiler vermişlerdi.”Bütün ahali nizamen kendilerini muayene ettirmeğe mecburdur.”[90]

Ülkenin dört bir yanını saran harbin kaçınılmaz sonuçlarından biri de birden bire her tarafı dolduran gencecik sakat insanlardı. Bunlardan bir uzvunu kaybedenler biraz şanslı idi. Aralarında iki elini, iki ayağını ve üstelik gözlerini kaybedenler bile vardı. Yardımsız hiçbir şekilde hayatlarını devam ettiremeyecek olan bu insanların bakılmağa ihtiyaçları vardı.

Devlet onları da düşünerek bu gibi sakatların bakımlarının sağlanabileceği “Numune Köyleri” kurmağa karar verdi. Bu konudaki gazete haberi şöyle:[91]

 

Numune Köyü

Ahz-ı Asker şubesi riyasetinden tebliğ olunmuştur.

Madde 1. İzmit sancağında Geyve kazasına tabi Akhisar karyesi malûlîn-i askeriye iskânı maksadıyla “Numune Köyü” ithaz edilmiştir.

Madde 2. Mezkûr karyeye muharebede aldıkları yara neticesi malul kalıp memleketlerinde idare ve maişetlerini temin edemeyecek derecede emlâk ve arazisi olmayanlar kabul edilecek ve atîdeki şerait dairesinde iskân ve ikame ettirilerek temin-i refahlarına çalışılacaktır.

1. Meccanen kendilerine ev verilecek

2. Meccanen arazi verilecek

3. Meccanen çift hayvanatı ve tohumluk verilecek

4. Memleketteki hanesi halkı ve iş görebilecek en yakın akrabası hükümet tarafından meccanen buraya nakl edilecek.

Madde 3. İşbu muharreratın şimdiye kadar memleketlerine sevk edilmiş bulunan ve ba’dema sevk edilecek bu kabil “malul”u da mensup oldukları ahz-ı asker şuabatı marifetiyle tebliğ ve şerait-i iskânın tefhim ettirilmesi lazımdır.

Madde 4. Şu şerait dairesinde iskân edilmek isteyenler var ise kendi mevzuatlarını havi muvaffakiyet senetlerinin ve memleketlerindeki hanesi halkından ve en yakın akrabasından kimleri beraberinde getirebilecekse zûkûr ve enas adetlerinin isimlerini gösterir meşruhatlı birer cedvelin  istihsal kılınarak irsali peyderpey zuhur edecek talepler hakkında da bu yolda muamele icrası müktezidir

 

Sonuç:

Halkın sağlık problemleri ile ilgili çalışmak ve tedbirler almak her zaman Devletin en önde gelen çalışmalarından olmuştu. Bu çalışmalar, gelişi güzel ve olayların gelişine göre değil, uzmanlar tarafından tespit edilen bir program dahilinde yapılmıştır.

 

 

Ekler:

Belge 1 : 02.Mart 1331(15 Mart 1915) tarihli 47 numaralı Karesi Gazetesi

Belge 2 :1898 de Sivas’ta  Latif isimli çocuğa düzenlenen Çiçek Aşısı Şahadetnamesi”

Belge 3 : 1917 de Kepsut’ta evlenecek birisine verilen “frengi” olmadığına dair “Sıhhat   Muayene Varakası”

Belge 4 : 1918 de Halep Sıhhıye Müdürlüğü tarafından verilen “Portör Olmayanlara Mahsus Şahadetname”


[1] Türkiye(1923-1973)Ansiklopedisi 4.Cilt s:1083-1084  -Kaynak Kitaplar -İstanbul

[2] BOA.DH.UMVM.dosya:81 gömlek:58 – 02 Receb 1335

[3] BOA.DH.UMVM.dosya:158 gömlek:30 – 10 Cemaziülahir 137

[4] BOA.DH.UMVH.dosya:81 gömlek:26 – 04 Safer 1334

[5] BOA.DH.UMVH.dosya:134 gömlek:47– 04 Safer 1334

[6] BOA.DH.UMVM.dosya:82 gömlek:14 – 21 Cemaziülevvel 1333

[7] BOA.DH.UMVM.dosya:81 gömlek:57 – 33 Şaban 1333

[8] BOA.DH.UMVM.dosya:82 gömlek:38 – 07 Cemaziülevvel 1334

[9] BOA.DH.UMVM.dosya:82 gömlek:37 – 02 Ceaziülahir 1335

[10] BOA.DH.UMVM.dosya:81 gömlek:27 – 12 Safer 1334

[11] BOA.DH.UMVM.dosya:85 gömlek:7 – 26 Safer 1334

[12] BOA.DH.UMVM.dosya:82 gömlek:21 – 24 Rebiülevvel 1334

[13] BOA.DH.UMVM.dosya:82 gömlek:61 – 09 Cemaiülahir 1335

[14] BOA.DH.UMVM.dosya:81 gömlek:59 – 09 Ramazan 1334

[15] BOA.DH.UMVM.dosya:82 gömlek:62 – 29 Cemaziülevvel 1334

[16] BOA.DH.UMVM.dosya:82 gömlek:47 – 23 Zilkade 1334

[17] BOA.DH.UMVM.dosya:82 gömlek:7 -09 Cemaziülahir 1335

[18] BOA.DH.UMVM.dosya:81 gömlek:30 – 24 Muharrem 1335

[19] BOA.DH.UMVM.dosya:142 gömlek:32 – 12 Muharrem 1335

[20] BOA.DH.UMVM.dosya:146 gömlek:102 26 Cemaziülevvel 1335

[21] BOA.DH.UMVM.dosya:81 gömlek:52 – 21 Cemaziülevvel 1335

[22] BOA.DH.UMVM.dosya:81 gömlek:66 – 07 Şaban 1335

[23] BOA.DH.UMVM.dosya:82 gömlek:33 – 16 Cemaziülevvel 1335

[24] BOA.DH.UMVM.dosya:82 gömlek:4 – 08 Şaban 1335

[25] BOA.DH.UMVM.dosya:82 gölek:20 – 16  Şaban 1335

[26] BOA.DH.UMVM.dosya:82 gömlek:49 – 28 Şaban 1335

[27] BOA.DH.UMVM.dosya:82 gömlek:5 – 21 Cemaziülahir 1335

[28] BOA.DH.ŞFR.dosya:75 gömlek:137 – 21 Cemaziülahir 1335

[29] BOA.DH.UMVM.dosya:137 gömlek:40 – 20 Cemaziülevvel

[30] BOA.DH.UMVM.dosya:81 gömlek:71 – 21 Cemaziülahir 1335

[31] BOA.DH.UMVM.dosya:82 gömlek:35 – 07 Şaban 1335

[32] BOA.DH.UMVM.dosya:82 gömlek:41 – 24 Zilhicce 1335

[33] BOA.DH.UMVM.dosya:81 gömlek:39 – 15 Zilhicce 1335

[34] BOA.DH.UMVM.dosya:81 gömlek:28 – 26 Receb 1334

[35] Doktor İbrahim Temo – İttihad ve Terakki Cemiyetinin Teşekkülü ve Hıdematı Vataniye ve Inkılâbı Millîye Dair Hatıratım  s:19,20 – Romanya-Mecidiye 1939

[36] BOA.DH.UMVM.dosya:81gömlek:45 – 04 Cemaziülevvel 1334

[37] BOA.DH.UMVM.dosya:82 gömlek:44 – 06 Cemaziülevvel 1334

[38] BOA.DH.UMVM.dosya:81 gömlek:44 – 21 Şevval 1334

[39] BOA.DH.UMVM.dosya:81 gömlek:29 – 09 Zilkade 1334

[40] BOA.DH.UMVM.dosya:81 gömlek:48 – 01 Rebiülevvel 1335

[41] BOA.DH.UMVM.dosya:81 gömlek:51 – 17 Cemaziülevvel 1335

[42] BOA.DH.UMVM.dosya:81 gömlek:82- 12 Şaban 1335

[43] BOA.DH.UMVM.dosya:81 gömlek:36 – 18 Şaban 1335

[44] BOA.DH.UMVM.dosya:81 gömlek:64 – 18 Cemaziülahir 1335

[45] BOA.DH.UMVM.dosya:82 gömlek:1 – 20 Muharrem 1336

[46] Bu hastaneye daha sonra “Dr.Reşid Bey Hastanesi” ismi verilmişti.  Bugün, halen  “Göğüs Hastalıkları Hastanesi” olarak görev yapmaktadır.

[47] Karesi(Gazetesi) 28 Rebiülahir 1333-02 Mart 1331  Numaro:47

[48] Karesi (Gazetesi) 22 Rebiülevvel 1333 – 26 Kanunsani 1330 numaro:42

[49] Karesi(Gazetesi) – 21 Cemaziülahir 1334 – 11 Nisan 1332 – 24 Nisan 1916  Nomaro:1/105

[50] Karesi Sancağı Meclis-i Umumîsinin 331 Sene-i Maliyesinde Vukû Bulan İçtimaya Mahsus Zabıtname S:13

[51] Karesi Sancağı Meclis-i Umumîsinin 331 Sene-i Maliyesinde Vukû Bulan İçtimaya Mahsus Zabıtname S:43

[52] Karesi Sancağı Meclis-i Umumîsinin 331 Sene-i Maliyesinde Vukû Bulan İçtimaya Mahsus Zabıtname S:30

[53] Karesi Sancağı Meclis-i Umumîsinin 331 Sene-i Maliyesinde Vukû Bulan İçtimaya Mahsus Zabıtname S:39

[54] İlk Hilâl-i Ahmer Sergisi   s:26,27,29

[55] BOA.DH.UMVM dosya:29 gömlek 24 – 1332 Zilkade 17 (18.10.1914)

[56] Karesi- 11 Nisan 1332  numaro:1-105

[57] Karesi Sancağı-Meclis-i Umumi sene 1331 içtimaı.. s:12

[58] KS.MU.1331 İç.  s:129

[59] KS.MU.1331 İç.  s:130

[60] 1960 lı yılların sonuna kadar Balıkesir’de bir “Frengiyle Mücadele Cemiyeti” mevcuttu

[61] BOA.EUM.SSM. dosya:31 gömlek:9 – 16 Zilhicce 1336 (20.09.1918)

[62] KS.MU.1331 İç   s:131

[63] KS.MU.1331 İç.  s:30

[64] Cemil Conk-Çanakkale Hatıraları  s:141

[65] KS.MU.1331 İç.  s:130

[66] Karesi Sancağı Meclis-i Umumîsinin 331 Sene-i Maliyesinde Vukû Bulan İçtimaya Mahsus Zabıtname S:29

[67] Karesi 5 Haziran 1331 numaro:9-61 ve Karasi 16 Teşrinsani 1331  numaro:32-84

[68] Karesi 2 Mart 1331  numaro:47

[69] BOA.A.}MKT.dosya:49 gömlek:22 – 03 Ramazan 1262 – 27.08.1846

[70] BOA.C..SH.dosya:11 gömlek:543 – 24 Safer 1269 – 06.12.1852

[71] BOA.DH.MKT.dosya:2316 gömlek:37- 09.Zilkade 1317 – 10.03.1900

[72] BOA.MF.MKT.dosya:12 gömlek:10 – 08 Cemaziülevvel 1290 – 04.08.1873

[73] BOA.MF.MKT.dosya:276 gömlek:16- 12 Safer 1313 – 03.08.1895

[74] BOA.MF.MKT.dosya:1231  gömlek:100 – 15 Safer 1336 – 01.12.1917

[75] BOA.BOA.dosya:3131 gömlek:234821- 16 Receb 1325 – 25.08.1907

[76] Karesi-16 Haziran 1330  numaro:10 ve 15 Kanunevvel 1330  numaro:36

[77] Karesi- 9 Kanunsani 1332  numaro:38-142

[78] Karesi- 14 Nisan 1914  ve izleyen sayılarda

[79] KS.MU.İç.1331    s:134

[80] Cemil Conk. Age  s:182 “25 Ağustos 1915 de Anafartalar Grubu’ndaki Türk askerlerine kolera ve tifo aşıları tatbik edildi”

[81] Karesi 23 Mart 1331  nomaro:50

[82] Karesi 22 Haziran 1331  numaro:11-63

[83] Karesi- 24 Temmuz 1916  numaro:13-117

[84] Karesi Sancağı Meclis-i Umumîsinin 331 Sene-i Maliyesinde Vukû Bulan İçtimaya Mahsus Zabıtname S:30

[85] Karesi 28 Teşrinsani 1332   numaro:32-136

[86] Karesi 18 Kanunevvel 1916  numaro:33-137

[87] BOA.DH.MB.HPS.M. dosya 7 gömlek 105  -1330 Zilhicce 24 (04.12.1912)

[88] Karesi- 21 Ağustos 1916  numaro:17-121

[89] Karesi- 5 Mayıs 1330  numaro:4

[90] Karesi-21 nisan 1330  numaro:2

[91] Karesi-5  Kanunsani 1331  numaro:42-94